Akdeniz Bölgesi Hakkında Bilgi



Akdeniz Bölgesi Hakkında Bilgi

AKDENİZ BÖLGESİ

 GENEL BİLGİ

 Türkiye’nin yedi coğra­fi bölgesinden biridir. Anadolu’nun güneyin­de, Akdeniz kıyıları boyunca uzanan bu bölge adını ve özelliklerini de bu denizden alır.

Akdeniz Bölgesi, batıda Marmaris ile Köy­ceğiz arasından başlayarak doğuda Hatay ilinin Basit Burnu’na kadar Akdeniz kıyılarını bir şerit gibi izler. Akdeniz Bölgesi ile batıda­ki Ege Bölgesi arasında doğal bir sınır yoktur. Oysa kuzeyde Toros Dağları’nın Konya Havzası’na inen yamaçları bölgeyi İç Anadolu’ dan ayıran doğal bir sınır oluşturur. Kuzey­doğuda Seyhan ve Ceyhan ırmaklarının yukarı çığırlarında Doğu Anadolu Bölgesi başlar. Doğudaki Gaziantep Yaylası ise Güneydoğu Anadolu’ya geçiş alanıdır. Bu sınırlar içinde yüzölçümü 118.000 km2 olan Akdeniz Bölge­si, Türkiye topraklarının yüzde 14′ünü kap­lar. Kıyıdan içerilere doğru genişliği 120-180 km arasında değişen ve doğu-batı doğrultu­sunda 800 km boyunca uzanan Akdeniz Bölgesi’nde kıyıların uzunluğu Köyceğiz’in batı­sından Suriye sınırına kadar 1.600 kilometreyi bulur.

İklim ve yeryüzü biçimlerine göre belirle­nen coğrafi bölge sınırları, birçok yerde yöne­tim birimlerinin sınırlarına uymaz. Nitekim Burdur, İsparta, Antalya, İçel, Adana ve Hatay illerinin tümü, Muğla, Denizli, Afyon- karahisar, Konya, Niğde, Kahramanmaraş ve Gaziantep illerinin ise bazı ilçeleri bu bölge­nin sınırları içinde yer alır. Akdeniz Bölgesi, Taşeli Yarımadası’mn batısında, Gazipaşa-Alanya arasından geçen sınırla Antalya ve Adana bölümlerine ayrılır. İlkçağlarda An­talya bölümü Pamfilya, Adana bölümü ise Kilikya adıyla anılırdı.

Bölgenin nüfusu 1985 nüfus sayımında yedi milyonu aşmıştı. Nüfus yoğunluğu km2‘de 65 kişiyle Türkiye ortalamasına (km2‘de 66 kişi) çok yakındır. Nüfusun yüzde 46′sı kentlerde, yüzde 54′ü kırsal alanlarda yaşar. Teke ve Taşeli yöresindeki yüksek dağlık alanlarda en düşük değerine inen nüfus yoğunluğu, Antal­ya, Çukurova ve Hatay ovaları çevresinde yoğunlaşarak Mersin-İskenderun arasında km2 başına 120 kişiye ulaşır.

 Doğal Yapı

 Akdeniz Bölgesi’nin yüzey biçimlerini, kıyıya paralel olarak uzanan Toros Dağları belirler. Bazı yerlerde denize çok sokulan Toros Dağ­lan, bazı yerlerde denizden uzaklaşarak akar­suların oluşturduğu geniş düzlüklerle bö­lünür.

Antalya Körfezi’ni iki yandan kuşatan ve kuzeye doğru birbirine yaklaşan dağ sıralarına Batı Toroslar denir. Körfezin batısında dağlık ve yaylalık Teke Yarımadası bulunur. Dağlar denize dik olarak indiği için kıyıları girintili çıkıntılı olan Teke Yarımadası’ndaki yüksek sıradağlar çukur alanlarla bölünmüş­tür. Bu çukur alanlardan en önemlisi deniz­den 1.150 metre yükseklikte yer alan Elmalı Ovası’dır. Antalya kentinin batısında ve ku­zeyinde dik bir duvar gibi yükselen Bey Dağları’nın en yüksek noktası 3.069 metreye ulaşan Kızılsivrisi doruğudur.

Afyonkarahisar’ın güneydoğusunda Sultan i Dağları’yla başlayan Toroslar, Antalya Körfezi’nin doğusunda kıyıya paralel olarak uza­nır; büyük bir çıkıntı yaparak kıvrılır ve İçel’in batısından ilerler. Bu sıradağlar üze­rindeki en yüksek nokta Geyik Dağı’dır (2.890 metre). Batı Toroslar’ın iki kanadı arasında Antalya Ovası yer alır.

Taşeli Yaylası’yla Batı Toroslar’dan ayrılan Orta Toroslar, Bolkar Dağları, Aladağlar ve Tahtalı-Binboğa Dağları adıyla anılan üç sıra­dağdan oluşur. Bolkar Dağları’nın en yüksek doruğu 3.524 metreye ulaşan Medetsiz Tepesi’dir. Daha doğuda yer alan Aladağlar’ın Demirkazık Tepesi ise 3.756 metreye yükse­lir. Bu dağların arasındaki Külek ve Çakıt boğazları İç Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan doğal geçitlerdir. Tahtalı-Binboğa dağ kütle­leri Orta Toroslar’ın doğu ucunda yer alır. İskenderun Körfezi’nin doğusunda yükselen Amanos Dağları, Toroslar’ın Kıbrıs Adası’ndaki dış yayının Anadolu’daki uzantısıdır.

Akdeniz Bölgesi’nde, yüksek dağlar ve vadilerle yarılmış yüksek yaylaların yanı sıra verimli ovalar da bulunur. Çukurova, Amik Ovası ve Antalya Ovası bölgenin başlıca ovalarıdır. Seyhan ve Ceyhan ırmaklarının taşıdığı alüvyonlarla oluşan Çukurova, Türki­ye’nin en geniş ve en verimli ovalarındandır. Denizden uzaktaki bölümü Yukarıova ya da Ceyhan Ovası, denize yakın olan büyük bölümü ise Çukurova ya da Adana Ovası adını alır. Bölgede ayrıca Serik, Manavgat, Denire, Finike, Alanya gibi verimli kıyı ova­lan vardır. Az girintili çıkıntılı olan Akdeniz Bölgesi’nin kıyılan Karadeniz kıyılarına ben­zer. Dağlar genellikle denize dik yamaçlarla indiği için kapalı liman ve körfezler bulun­maz. Yalnız güneybatıdaki Dalaman Çayı ile Kırlangıç Burnu arasındaki kıyı girintili çıkın­tılıdır. Kırlangıç Burnu’ndan Anamur Burnu’na kadar uzanan Antalya Körfezi ile daha doğudaki Mersin Körfezi’nin kıyıları düz, Mersin ile İskenderun Körfezi arasındaki kıyı ise alçak ve bataklıktır.

Akdeniz Bölgesi’ndeki akarsuların çoğu kısa, yatakları eğimli, akışları hızlı ve düzen­sizdir. Yüksek dağlardan beslenen çay ve ırmakların suları ilkbaharda, öbürlerininki kışın çoğalır, yazın azalır. Yalnız yeraltı sularıyla beslenen ve Antalya Körfezi’ne dökülen akarsuların suyu yaz aylarında çok fazla azalmaz. Lübnan’da doğup Suriye’den Türki­ye topraklarına giren Asi Irmağı dışında, bölgedeki bütün akarsuların kaynakları Anadolu’dadır. Akdeniz Bölgesi’nin en önemli akarsuları olan Ceyhan ve Seyhan’dan başka Göksu, Aksu ve Köprü ırmakları ile Manav­gat, Alakır, Tokluca, Tarsus ve Düden çayları bölgenin sularını toplayarak Akdeniz’e dökü­lür. Süzenkaya’da yeraltına inen Manavgat Çayı daha sonra sulan çoğalmış olarak yerüstüne çıkar ve çağlayanlarla akarak denize ulaşır. Düden Çayı da uzun süre yeraltında aktıktan sonra gür kaynaklar halinde yerüstüne çıkar ve 25-30 metre yükseklikteki kıyı yarlarından çağlayanlar biçiminde denize dö­külür.

 Antalya Körfezi’nin kuzeyinde, Batı Toros­lar’ın birbirine yaklaştığı çöküntü alanına Göller Yöresi adı verilir. Bu yöredeki dağ sıralarının arasında, en büyükleri Beyşehir, Eğridir, Burdur ve Acıgöl olan birçok çökün­tü gölü bulunur. Hatay ilindeki Amik Gölü de bölgenin önemli göllerinden biridir. Ayrıca Adana yakınında, Seyhan Irmağı üzerindeki Seyhan Barajı, bu doğal göllerin birçoğundan daha büyük olan bir baraj gölü oluşturmuştur.

Akdeniz Bölgesi Hakkında Bilgi

 

İklim ve Bitki Örtüsü

 Denizin etkisinde kalan kıyılarda ve dağların kuytularında kışlar ılık, yağışlı ve kısa, yazlar sıcak, kurak ve uzun geçer. Yıllık yağış miktarının fazla olması ve kış aylarında top­lanması Akdeniz ikliminin en belirgin özelli­ğidir. Yaz mevsiminde, deniz düzeyinden 800 metreye kadar olan alçak kıyı alanları çok sıcak ve yağışsız, ama denizin etkisiyle nemli­dir. Kuzey rüzgârlarını engelleyen yüksek dağlarla kuşatılmış yörelerde sıcaklık çok yükselir. Bu iklim koşulları, 800 metreden sonra yerini Akdeniz çevresi dağ iklimine bırakır. Yüksek yerlerde yağışların yarısı kış, yarıya yakını ilkbahar ve sonbahar aylarında, pek azı ise yazın düşer. Kışın yüksek dağlık bölgelerde yağış kar olarak gerçekleşir.

Akdeniz Bölgesi’nin doğal bitki örtüsü denize yakın ve denizden uzak bölgelerde ayrı özellikler gösterir. Kıyıdan 500-600 metre yüksekliğe kadar olan alçak alanlarda, uzun ve şiddetli yaz kuraklığına uyum sağlayan ve kışın da yeşil kalan makiler yaygındır. Boyları üç, beş metreyi geçmeyen delice, kocayemiş, sandal, zakkum, mersin, defne gibi bodur ağaç ve çalılar ile funda gibi bitkiler maki topluluğunu oluşturur.

600 metreden 1.200 metreye kadar olan yükseltilerde kızılçam ve meşelerin egemen olduğu karışık ormanlar vardır. Yükseklik arttıkça bu orman örtüsüne Halep çamı ile karaçamlar da katılır.

Dağların 1.200-2.100 metre yüksekliklerin­de sedir, köknar, kayın, sarıçam ve ardıç ağaçlarının bulunduğu yüksek orman kuşağı uzanır. 2.100 metreden sonra iğneyapraklı ağaçlar seyrekleşip bodurlaşır ve yerini Alp çayırları denen yüksek dağ otlaklarına bıra­kır. Göller Yöresi ile Teke ve Taşeli yaylala­rında bozkır bitkileri egemendir.

Ekonomi

Akdeniz Bölgesi’nde halkın temel geçimi tarımsal üretime ve gelişmekte olan sanayi ile turizme dayanır. Akdeniz Bölgesi, Türki­ye’nin tarımsal üretimden en yüksek gelir sağlayan bölgesidir. Ekime elverişli alanların az olmasına karşılık, gelişmiş tarımsal yön­temler sayesinde Türkiye ortalamasından da­ha yüksek verim alınır. İklim koşullarının elverişli olması nedeniyle bölgede turfanda sebzecilik ve seracılık da gelişmiştir.

Türkiye’nin tarımsal üretiminde Akdeniz Bölgesi’nin önemli bir payı vardır. Sanayi bitkilerinden pamuğun yüzde 49′u, yerfıstığının yüzde 95′i, susamın yüzde 17′si bu bölge­de yetiştirilir. Turunçgil (limon, portakal, greyfurt, mandalina) üretiminin yaklaşık yüz­de 90′ını, muzun tamamını, zeytinin yüzde 12′sini, buğdayın yüzde 13′ünü, yulaf ve mısırın yüzde ll’ini, baklagillerin yüzde 10′unu, keçiboynuzunun yüzde 96′sım, çileğin yüzde 40′ını, domatesin yüzde 20′sini de Akdeniz Bölgesi karşılar.

Türkiye’nin en büyük 100 sanayi kurulu­şundan 14′ü Akdeniz Bölgesi’ndedir. Bu ku­ruluşların çoğu Tarsus ile İskenderun arasın­da, özellikle Adana çevresinde yoğunlaşmış­tır. Dokuma, petrokimya, demir-çelik, çi­mento, gıda, gübre, pamuk ve sentetik iplik, metalürji, metal eşya, tarım araçları gibi sanayi kollarında üretim yapan büyük fabri­kaların çoğu bu yörededir. Irak’tan Türkiye’ ye petrol taşıyan boru hattı da Yumurtalık li­manında son bulur.

Fethiye dolayındaki bor, Antalya, Akseki ve Seydişehir’deki boksit yatakları, bölgenin işletilen en önemli madenleridir. Türkiye’nin işletilen tek kükürt yatağı da Keçiborlu’da bulunur.

Yılın sekiz ayında denize girilebilen Akde­niz Bölgesi, doğal güzellikleri ve tarihsel zenginlikleriyle de büyük bir turizm odağı olmuştur. Antalya Körfezi’nin çevresi, yalnız bölgenin değil Türkiye’nin de en gelişmiş turizm yörelerinden biridir.

Akdeniz Bölgesi Türkiye’nin bütün bölge­lerine karayoluyla, ayrıca büyük kentlere ve dış ülkelere havayoluyla bağlanır. Mersin ve İskenderun limanları, iç ve dış deniz taşımacı­lığında Türkiye’nin en işlek limanları arasında ön sıraları alır. Alanya, Antalya ve Fethiye limanları ise turizm açısından önemlidir.

 kaynak:Temel Britannica -Temel Eğitim ve kültür Ansiklopedisi-ANA YAYINCILIK