atatürkçülük nedir hakkında bilgi



atatürkçülük nedir hakkında bilgi

ATATÜRKÇÜLÜK,

Türkiye’nin çağ­daş uygarlık düzeyine ulaşabilmesi için Atatürk’ün toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel alanlarda ileri sür­düğü ve devrimlerin gerçekleşmesinde uyguladığı ilkeler; bu ilkelere bağlılık (Kemalizm de denir). Atatürkçülük, bir kuram işi olmaktan öte bir uygula­manın ürünü, yönlendirici bir dünya görüşü ve dünyanın dinamik bir yoru­mudur.

1. Tam bağımsızlık;

2. Halk hükümeti;

3. Çağdaş uygarlık;

4. Halkçılık (Halk egemenliği);

5. Devletçilik;

6. Cumhu­riyetçilik;

7. Milliyetçilik;

8. Laiklik;

9. Devrimcilik.

Bu temel ilkeleri:

1.Tam Bağımsızlık: “Tam bağımsızlık bizim bugün üstlendiğimiz görevin özüdür. Bu görev bütün ulusa ve tarihe karşı üstlenilmiştir. Bu görevi yükle­nirken uygulama yeterliği konusunda hiç kuşku yok ki çok düşündük. Ama bunun sonunda vardığımız kanı ve inanç, bundan başarılı olacağımız çer­çevesinde toplandı. Biz, işe böyle baş­lamış adamlarız. Bizden öncekilerin yapmış oldukları hatalar yüzünden ulusumuz sözde var olduğu sanılan ba­ğımsızlığı üzerinde titizleniyordu. Şimdiye kadar Türkiye’yi uygar dünya karşısında kusurlu gösteren neler akla geliyorsa hep bu hatadan, hep bu hata­ya ayak uydurmaktan kaynaklanmak­tadır. Bu hataya ayak uydurmanın so­nucu kesinkes ülke ve ulusun bütün onurundan, bütün yaşama yeterliliğin­den sıyrılıp uzaklaşmasına neden ola­bilir. Biz, yaşamak isteyen, onuruyla yaşamak isteyen bir milletiz. Biz hata­ya ayak uydurmak yüzünden, bu niteliklerden yoksun kalmaya dayanama­yız. Bilgili, bilgisiz ayrıcasız ulusumu­zun bütün bireyleri, belki içinde gizli olan zorluklan tam bir biçimde kavramaksızın,’ bugün yalnız bir nokta çev­resinde, toplanmış ama, kanım sonuna dek akıtmaya karar vermiştir. O nokta da, tam bağımsızlığımızın sağlanması ve yürütülmesidir. Tam bağımsızlık denildiği zaman haliyle siyasal, parasal, ekonomik, adalet ve askerlik, kültür vb her konuda tam bağımsızlık ve ser­bestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlığından yoksunluk, ulusun ve ülkenin gerçek anlamıyla yoksun kalması demektir”. Bu devletin dayandığı temeller “Tam Bağımsızlık” ve “Kayıtsız Şartsız Ulu­sal Egemenliktir. Ulus, bu egemenlik­ten bir zerresini bile feda etmeyecek­tir.” “Türk halkı yüzyıllardan beri öz­gür ve bağımsız yaşamış ve bağımsız­lığı yaşamanın gereği olarak değerlen­dirmiş bir kavmin kahraman çocukta­ndır. Bu ulus bağımlı yaşamamıştır. Yaşayamaz ve yaşamayacaktır”. “Bu­gün günün nasıl ağardığını görüyor­sam, uzaktan, bütün Doğu uluslarının da uyanışlarını öyle görüyorum. Ba­ğımsızlık ve özgürlüğüne kavuşacak olan birçok kardeş ulus vardır. Onların yeniden doğuşu, şüphesiz ki ilerleme ve refaha yönelmiş olacaktır. Bu ulus­lar bütün güçlüklere ve bütün engelle­melere rağmen başarıya ulaşacaklar ve kendilerini bekleyen düzeye varacak­lardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine, uluslar arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir uyum ve iş­birliği çağı egemen olacaktır”.

2.Halk hükümeti. “Bizim hükümeti­miz demokratik bir hükümet değildir, sosyalist hükümet değildir ve gerçek­ten kitaplarda var olan hükümetlerin, bilimsel niteliği bakımından hiçbirine benzemeyen bir hükümettir. Fakat ulus egemenliğini, ulus iradesini belirten tek hükümettir. Bu nitelikte bir hükü­mettir. Sosyal bilimler noktasından bi­zim hükümetimizi ifade etmek gere­kirse, halk hükümeti deriz.” “Kendimi­zi dünyada bulunan herhangi bir hükü­mete benzetmek kadar hata olmaz. Biz kendi benliğimiz içinde ve kendi mi­zaç ve tabiatımızla ilerliyoruz ve iler­leyeceğiz.”

3.Halkçılık (Halk Egemenliği): iç politikamızda ilkemiz olan halkçılık, ulusu kendi özüyle geleceğine egemen kılmak kavramı Anayasamızda saptan­mıştır”. “Çalışmak yoluyla bir hakkı elde ederiz. Yoksa arka üstü yatmak ve ömrünü çalışmaktan arınmış geçir­mek isteyen insanların bizim toplumu­muz içerisinde yeri yoktur, hakkı yok­tur. O halde belirtiniz efendiler! Halk­çılık, toplum düzenini, çalışmaya ve hakların sağlanmasına dayatmak iste­yen bir toplumsal yöntemdir. Efendi­ler! biz bu hakkımızı korumak, bağım­sızlığımızı güven altında bulundurabil­mek için tümce, bütün ulusça bizi yok etmek isteyen sömürgeciliğe karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı ulusal topluluğumuzla savaşmayı yeğ­leyen bir yöntemi izleyen insanlarız “Halkçılık« sosyal düzeni çalışmaya ve çalışmanın verdiği haklara dayandır­mak isteyen bir sosyal düşüncedir”.

4.Çağdaş Uygarlık: “Büyük davamız en uygar ve en refahlı ulus olarak var­lığımızı yükseltmektir. Bu yalnız ku­rumlarında değil, düşüncelerinde de temelli bir devrim yapmış olan büyük Türk ulusunun dinamik ülküsüdür. Bu ülküyü en kısa bir zamanda gerçekleş­tirmek için düşünce ve hareketi birlik­te yürütmek zorundayız. Bu girişimde başarı, ancak sistemli bir planla ve en akılcı biçimde çalışmakla mümkün olabilir”. “Yaptığımız ve yapmakta ol­duğumuz devrimlerin amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve tüm anlam ve biçimleriyle uygar bir toplum durumuna getirmektir”.

5.Devletçilik: “Siyasette ve düşünce hayatında olduğu gibi ekonomi alanın­da da kişilerin girişim sonuçlarını bek­lemek doğru olmaz. Önemli ve büyük işleri ancak ulusun bütün servetine ve devletin bütün örgüt ve kuvvetine da­yanarak, ulusal egemenliğin uygulan­ması ve yürütülmesiyle görevli olan hükümetin elden geldiğince üstlenip başarması yeğ tutulmalıdır, öteki kimi devletlerin ikinci derecede görebilece­ği ve kişilerin girişimlerine bırakılma­sında sakınca olmayan işlerden birço­ğu bizim için hayatidir ve birinci dere­cede önemli devlet görevleri arasında sayılmalıdır, özetle, Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerin, demokrasi teme­linden ayrılmamakla birlikte, ılımlı devletçilik ilkesine uygun yürümeleri, bugün içinde bulunduğumuz durumla­ra, koşullara ve zorunluluklara uygun olur. Bizim uygulanmasını benimsedi­ğimiz ılımlı devletçilik ilkesi, bütün üretim ve dağıtım araçlarını bireyler­den alarak ulusu büsbütün başka esas­lar içinde düzenlemek amacını izleyen sosyalizm ilkelerine dayalı kolekti­vizm ya da komünizm gibi özel ve ki­şisel ekonomi girişim ve çalışmalara meydan bırakmayan bir sistem değil­dir.

6.Cumhuriyetçilik: “Yüzyıllardan beri Türkiye’yi yönetenler çok şeyler dü­şünmüşlerdir. Ama yalnız bir şeyi dü­şünmemişlerdir Türkiye’yi Bu düşün­cesizlik yüzünden Türk vatanının, Türk ulusunun karşılaştığı zararları an­cak bu tutumla giderebiliriz. O da artık Türkiye’de Türkiye’den başka bir şey düşünmemek. Ancak bu düşünceyle hareket ederek her türlü kurtuluş ve mutluluk hedeflerine ulaşabilir. “Efen­diler! Ulus bizi buraya gönderdi. Ama ömrümüzün sonuna dek biz burada, bu ulusun idaresini ve egemenliğini baba­dan kalma malmış gibi temsil etmek için toplanmış değiliz ve sizi toplamak ve dağıtmak hakkına da kimse sahip değildir. Ulus bilmelidir ki, bir günde vekillerini toplar ve gönderir. Burayı kayıt altına almaya hiçbir kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur ve olmamalı­dır.” “Cumhuriyet, ahlak üstünlüğüne dayanan bir ülküdür; Cumhuriyet er­demdir”. “Benim için bir taradık varır. Bir tarafım, O da Cumhuriyet taraftar­lığı, düşünsel ve toplumsal devrim ta­raftarlığı”. “Ey yükselen yeni nesil!… Gelecek sizsiniz: Cumhuriyeti biz kur­duk, onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz.” ‘Türk ulusunun yaradılışı ve alışkanlıklarına en uygun yönetim Cumhuriyet yönetimidir.” “Cumhuri­yet, düşünce özgürlüğünden yanadır. İçten geldikçe ve doğru yolda bulun­dukça her düşünceye saygı duyarız. Bütün inançlar bizce saygıya, değer. Yalnız, karşımızdakilerin de insaflı ol­maları gerekmektedir.” “Cumhuriyeti, onun gereklerini yüksek sesle anlatı­nız. Bunu yüreklere yerleştirmek için elverişli olan hiçbir durumu kaçırma­yınız”.

7. Milliyetçilik (Ulusçuluk): “Biz, doğrudan doğruya ulusu severiz ve Türk ulusçusuyuz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplu­luğun bireyleri ne denli Türk kültürüy­le yoğrulurlarsa o topluluğa dayanan Cumhuriyet de güçlü olur”. “Her ulu­sun kendine özgü geleneği, kendine göre özellikleri vardır. Hiçbir ulus bir başka ulusu tıpkısıyla taklit etmemeli­dir. Çünkü böyle bir ulus ne kendini benzettiği ulusun aynı olabilir, ne ken­di ulusal bütünlüğünde kalabilir”. “Türk ulusçuluğu, yükselme ve geliş­me yolunda ve uluslararası temas ve ilişkilerde, bütün çağdaş uluslar doğ­rultusunda ve onlara bir denklikte yü­rümekle birlikte, Türk toplum yapısı­nın kendine özgü yaradılışını ve başlı- başına bağımsız varlığını korumaktır”.”Ulusal siyaset derken belirtmek iste­diğim şudur Ulusal sınırlarımız içinde her şeyden önce kendi gücümüze da­yanarak varlığımızı koruyup yurdun gerçek esenliğine ve onarılmasına ça­lışmak, gelişigüzel aşın ülküler ardın­da, ulusu oyalayıp zarara sokmamak, uygar dünyadan uygarca ve insanca davranış ve karşılıklı dostluk bekle­mek”.

8.Laiklik :”Ülkenin genel yaşayışında orduyu politikadan soyutlamak ilkesi. Cumhuriyetin her an göz önünde tuttu­ğu temel noktalardan biridir. Şimdiye kadar izlenen bu yolda. Cumhuriyet orduları vatanın sağlam ve güvenilir koruyucuları olarak saygınlıklarını ve güçlerini korumuşlardır. Bunun gibi bağlanmış olmakla öğündüğümüz ve mutlu olduğumuz İslâm dinini de, yüz­yıllardan beri geçerli olduğu gibi bir politika aracı olmak durumundan arın­dırmak ve yüceltmek gerekmekte ol­duğu gerçeğini gözlemliyoruz. Kutsal ve tanrısal olan güç ve inançlılığımızı karmaşık ve renkten renge giren ve her türlü çıkar ve hırslara gösteri alanı olan politikalardan ve politikanın bü­tün çirkin oyunlarından bir an önce ve kesin olarak kurtarmak ulusun bu dün­ya ve öteki dünyadaki mutluluğunun buyurduğu bir zorunluluktur. Ancak, böylelikle İslâm dininin ululuğu onaya çıkar, kendini gösterir.” H… öyleyse anlam ve kapsamı artık herkesçe anla­şılmış olan devlet ve hükümet deyim­lerini ve Millet Meclisi’nin görevlerini din ve şeriat örtülerine bürünerek kim ve niçin kandırılacaktır?”

9.İnkılapçılık (Devrimcilik): “Devrim, ulusu ve toplumsal çevreyi hazırlaya­rak yapılır. Devrim girişimlerinde göz önünde tutulacak nokta, insan toplu­luklarını isteklerini, düşüncelerini de­ğerlendirdikten sonra, onlara yenilikle­ri kabul ettirebilmektir.” “… Türk ulu­sunun son yıllarda gösterdiği olağa­nüstü işlerin, yaptığı siyasal ve top­lumsal devrimlerin gerçek sahibi ken­disidir. Sizsiniz. Ulusumuzda bu yete­nek ve gelişme gücü var olmasaydı onu yaratmaya hiçbir güç yetmezdi.” “Vatanın birliğini, özgürlük ve bağım­sızlığını sağlayan, ulusumuzu Cumhu­riyet yönetimine kavuşturan devrimi­miz. Ekonomik rahatlık ve mutluluğu­muzu. Uygarlık evreninde layık oldu­ğumuz yeri de sağlayacaktır.” “Gerçek devrimler onlardır ki, gelişme ve yeni­leşmeye götürmek istedikleri insanla­rın ruh ve vicdanlarındaki gerçek eğili­mi solumasını bilirler.” “Şimdiye kadar ulusun kafasını paslandıran, uyuşturan bir anlayışta bulunanlar ol­muştur. Herhalde kafalara yerleşmiş boş inanışlar tümüyle kovulacaktır. Onlar çıkarılmadıkça kafaya gerçeğin nurlarını sokmak olanağı yoktur.” “Devrimimiz, Türkiye’nin yüzyıllar boyunca mutluluğunu sağlayacaktır. Bize düşen, onu anlamak ve değerini bilerek çalışmaktır.”

kaynak:Alfabetik Okul Ansiklopedisi -GÖRSEL YAYINLAR 1998