çevre kirliliği hakkında bilgi


Tüm dijital fotoğraf makinesi fırsatları için tıklayın !


ÇEVRE KİRLENMESİ

Günümüzün en büyük sorunlarından birisi de, çevre kirlenmesidir. Sanayileşme ve teknik ilerleme sonunda, in­sanların yaşadıkları ortamda, toprakların, denizlerin, hava­nın ve suyun kirlenerek, sağlığa aykırı bir durum alması, çevre kirlenmesi olarak değerlendirilir. Çevreyi kirliliği baş­lıca üç bölümde ele alınır:

1. Havanın Kirlenmesi: Kentlerde motorlu taşıtların egzoz gazları, kalorifer bacalarından çıkan ağır yağlar, yağ isleri, kente yakın yerlerdeki fabrika bacalarının dumanları çevreye zararlı maddeler yayarak havanın temizliğini bozar.

2. Denizin Kirlenmesi: Kanalizasyonların denize dö­külmesi sonunda pis maddeler, denizleri mikrop yuvası hâ­line getirir. Ayrıca fabrikalardan denize boşaltılan birtakım kimyasal madde artıkları, döküntüler, petrol tankerlerinin sızıntıları da deniz suyunun kirlenmesine yol açar.

3. İçme Suyunun Kirlenmesi: Kanalizasyonlardan sı­zan, fabrika döküntüleriyle bulaşan pis suların içme suyu kanallarına karışmasıyla içme suları kirlenir, sağlığa zararlı bir duruma gelir.

 

İçme sularının kirlenmesi, sağlığın korunması açısın­dan birinci derecede önem taşımaktadır. Pis suların içme sularına karıştığı yörelerimiz vardır. Bunlar genellikle küçük yerleşim birimleridir.

Havanın ve denizin kirlenmesi sorunu ise daha çok sanayinin gelişmiş olduğu yörelerin sorunudur. Kırsal böl­gelerde ve küçük yerleşim birimlerinde hava ve deniz kirlen­mesi söz konusu değildir. Gelişmiş yörelerdeki bu soruna karşı da kalıcı ve etkili önlemler alınmaktadır.

HAVA KİRLİLİĞİ

Hava; İnsanların yaşayabilmeleri için en temel ihti­yaçtır. Her gün soluyup içimize çektiğimiz renksiz, kokusuz bu madde canlıların yaşam kaynağıdır.

Soluduğumuz havanın kirli olması insan sağlığını teh­dit eder. Kirlilik oranı belirli bir düzeyin üzerine çıkarsa kit­le hâlinde ölümlere yol açar. Yaşamımızın bağlı olduğu havanın ölümümüzün de nedeni olabileceği gerçeği çok ürkü­tücü gelebilir. Bu nedenle içinde yaşadığımız ortamın, hava­nın kirlenmemesi için çaba göstermeliyiz.

Hava kirlenmesi, gelişen dünyamızın yeni bir sorunu­dur. Geçmiş tarihlerde insanlık böyle bir sorunla karşı kar­şıya değildi. Bilinçsizce kentleşmenin, buna karşılık çarpık bir yapılaşmanın, gelişen endüstrinin bir sonucudur hava kirliliği. Kentler barındıramayacağı oranda insanla dolar, her bacadan bilinçsizce yakılan yakıt dumanı çıkar, kentlerin göbeğinde kurulan ve temizleyici filtresi bulunmayan fabri­kaların bacaları havaya kirlilik kusar, arabaların egzozları kirli yakıt dumanıyla nefesleri keserse, hava kirlenir.

Bugün dünyada pek çok kent hava kirliliği ile savaş­mak durumundadır. Ülkemizde de çok sayıda yerleşim yeri, kirlilik tehdidi altındadır.

GÜRÜLTÜ

Çağımızın sorunlarından biri olan gürültü insan sağ­lığını yakından etkiliyor ve insanın ömründen çalıyor. Uz­manlar gürültünün insana çevre kirliliğinden daha çok za­rarlı olduğunu belirtiyorlar.

Gürültü insanın ömründe psikolojik ve bünye sağlığı bakımından toplam olarak 10 yıl çalıyor. Bunun yanı sıra gürültü, insanı son derece hırçın ve sinirli yapıyor. Yapılan araştırmalara göre gürültülü yerlerde çalışanlarda vücutça yüzde 30, fikirce yüzde 60’Iık bir verim düşüklüğü oluyor. Ses şiddetinin ölçümünde desibel elenen birim kullanılmak­tadır. İstatistiklerde bir insan kulağının ancak 55 desibele kadar dayanabildiği açıklanıyor. Bunun yanında 80 desibe­le varan trafik gürültüsü ve 120 desibele varan şehir gürül tüsü insanın bütün organlarınca hissedilebilmektedir. Uz­manların belirttiğine göre bir insana normal olarak 30 desibelik bir gürültü ortamı yetmekte ve insan sağlığına bir za­rar gelmemektedir.

ÇEVREYİ KORUMAK

Günümüzde her şeyle birlikte sağlık biliminin alanı da çok genişlemiştir. Artık sağlık denilince yalnızca vücut sağlığı akla gelmemektedir. Çevrenizin sağlığı da çok önem­li bir konudur. Kişinin vücudunun sağlıklı olması, sağlıklı ka­lacağının kanıtı olamaz. Çevreden her an bir hastalık kapa­bilir. Çevremizi korumak bu açıdan çok önemlidir.

Çevremizin bir doğal dengesi vardır. Bu denge ko­runduğu sürece çevremiz sağlıklı olur. Bazı insanların yere tükürmeleri, burun silmeleri ne kadar çirkindir. Hem çirkin hem de sağlığımıza son derece zararlıdır.

Bazı yaramaz çocukların yeşil alanlar üzerinde koş­maları, top oynamaları hiç de doğru değildir. Bazı düşünce­siz insanların ağaçları kesip bizi yeşile hasret bıraktıkları gi­bi biz de kalan yeşili öldürelim mi?

Aslında doğa kendi dengesini kendisi kurmuştur. Ama bu dengeyi insanlar, zorla bozarlar. Bozulan denge ise zarar getirir. Ağaçlar kesilip ormanlar yok edilmeseydi, erozyon olur muydu? Köyleri seller basar mıydı? Doğada özgürce uçan kuşları, otlayan hayvanları öldürmeye kimin hakkı var? Hele soyu tükenmekte olan hayvanları öldürmek yetkisine sahip olan var mı?

Çevremizin korunmasına ve temizliğine biz de elimiz­den geldiğince katkıda bulunalım. Bizim katkımız ilk plân­da çevremizi temiz tutmakla olacaktır.

 

Kaynak:Selami ÖZKAN-Belirli Gün ve Haftalar-CEREN YAYINCILIK