Haçlı Seferleri Hakkında Bilgi


Tüm dijital fotoğraf makinesi fırsatları için tıklayın !


Haçlı Seferleri Hakkında Bilgi

HAÇLI SEFERLERİ

Avrupa Hıris­tiyan devletlerinin, Kudüs ve kutsal yerleri Müslümanların elinden almak için giriştikleri seferler (11.yy-13. y­y). Haçlı Seferleri, İslâmlık-Hıristiyanlık çekişmesinin, askerlik alanın­daki en büyük mücadelesidir. Neden­lerinin biri, Türklerin Malazgirt Savaşı’nda kazandığı zaferden sonra, Mar­mara ve Ege kıyılarına kadar Anado­lu’yu ellerine geçirmeleridir. İkinci ne­den, o dönemde İslâm devletlerinin gelişmişliği ve zenginliği karşısında Avrupa’ nın içinde bulunduğu yokluk ve yoksulluk sayılabilir. Avrupa’da kent yaşamında gözlenen yoksulluk ve düşkünlüğün hükümdar sarayların­da bile yaşanması, halkı ve özellikle şövalyeleri, Doğu’nun göz kamaştırıcı zenginliği için kışkırtmasının yanı sıra yaşanan dinsel bağnazlık da kutsal yerlerin kurtarılması açısından etkile­yici oldu. Papa Il.Urbanus birbirlerini boğazlayan Hıristiyan devlet ve dere- beylerini bir birlik altına toplamayı başardı. Kutsal Kudüs’ü, dinsiz Türk­lerin elinden almak için büyük bir ça­ba gösterdi. Pierre l’Ermite adlı yoksul bir Fransız keşişi, bu propagandası ile çevresine 50 binden fazla Fransız top­lamayı başardıktan sonra, Fransa’dan ayrıldı. Almanya’da da bir o kadar bil­gisiz ve başıbozuk takımı kendisine katıldı. Macaristan ve Balkanlar’dan geçerken daha da kalabalıklaşan bu ilk Haçlı Ordusu, Bizans’ın yardımıyla Yalova’da Anadolu’ya ayak bastı. Anadolu’dan Kudüs’e doğru yola çık­tıklarında önlerine çıkanı, din ayrılığı aramaksızın öldürmeye başladılar. Haçlı seferlerinin ilk dalgası olan bu bilinçsiz hareket, Anadolu’nun ortala­rında Selçuklularca ortadan kaldırıldıysa da Avrupa’da büyük bir ordunun hazırlanmasında coşku yarattı

BİRİNCİ HAÇLI SEFERİ (1096-1099)

İlk Haçlı dalgasının Anadolu ortalarında erimesi, Avrupa Hıristiyanlarını daha düzenli biçimde hazırlığa yöneltti. Kontlar ve dükalarla hükümdarlar, bu kutsal seferi hazırlamaya giriştiler. Düzenli birlikler halinde yola çıkan Haçlılar (Ehl-Salip), ikinci kez 600 bin kişilik bir güç olarak Bizans’a ulaştılar. Godefroy de Bouillon’un ko­mutasındaki Haçlı Ordusu 1097′de, Selçukluların başkenti İznik’i ele ge­çirdi. Kent Bizans’a bırakıldı. 30 Hazi­ran 1097 günü, Eskişehir önlerinde, Selçuklu Ordusu ile Haçlılar çetin bir savaşa giriştiler. Haçlılarla Selçuklu Türkleri arasında, hemen her yerde çe­tin gerilla savaşları sürdü. Günden gü­ne azalarak Toraslara ulaşan Haçlılar,

Antakya’yı kuşattıklarında 100 bin kişi kadar kaldılar. Böylece, Kılıç Arslan güçlerince Anadolu’da yarım milyon haçlı askeri kılıçtan geçirilmiş oluyor­du. 21 Ekim 1097 günü kuşatılan An­takya, Haçlılara yedi ay dayandı. Ka­lede bulunan, Hıristiyanların yardı­mıyla Haçlılar, 2 Haziran 1098′de An­takya’yı ele geçirip Kudüs üzerine yü­rüdüler. Kudüs önlerine geldiklerinde sayıları 40 bine düştü. Kenti ele geçi­ren Haçlılar, Müslüman ve Hıristiyan, 70 bin kişiyi kılıçtan geçirdiler ve bir Latin Krallığı kurdular.

 

İKİNCİ HAÇLI SEFERİ (1147-1149)

Al­man İmparatoru III. Konrad ile Fransa Kralı VII. Louis’in önderliğinde yapı­lan bu seferde, 75 bin kişilik bir Haçlı Ordusu’nu Anadolu Selçuklu sultanı­nın oğlu I. Mesut yenilgiye uğrattı. Alman Kralı 5 bin kadar askeriyle ca­nını zor kurtardı. Fransa Kralı, 150 bin kişilik ordusunu Alman döküntü kuv­vetleriyle birleştirerek Anadolu içleri­ne ilerlemeye başladı. Sultan Mesut’un Toroslara doğru çektiği bu kuvvetler, büyük kayıplar verdikten sonra, An­takya ve Şam’a kadar ilerledilerse de, burada püskürtülünce geri dönmek zo­runda kaldılar.

ÜÇÜNCÜ HAÇLI SEFERİ (1189-1192)

1187′de Salahattin Eyyubi’nin Kudüs’ü geri alması üzerine yapıldı. Bu sefere Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa, İngiltere Kralı Arslan Yürekli Rişard ve Fransa Kralı Philippe-August gibi ünlü krallar katıldılar. Barbarossa, Çanakkale’den Anadolu’ya geçerek Selçuklu topraklarına girdi. 200 bin (ya da 600 bin) kişilik Alman Ordusu’ na gerilla savaşıyla karşı koyan II. Kı­lıç Arslan, akınlar ve gece baskınlarıy­la Alman Ordusu’nu bunalttı. Ulubor­lu’dan Akşehir’e ancak bir ayda gelebi­len Barbarossa, Konya yakınlarında, Selçuklu Ordusu’ndan zorlukla kurtulabildi. Toroslara ilerlediyse de Silifke yakınlarında ırmağı geçerken boğulan imparatorun ordusu dağıldı. Bozgun içinde Suriye ve Filistin’e ulaşabildi­ler. İngiltere ve Fransa kralları ise de­niz yoluyla Filistin’e geldilerse de, hiçbir sonuç alamadan döndüler.

DÖRDÜNCÜ HAÇLI SEFERİ (1202-1204)

Alman İmparatoru Heinrich’in düzen­lediği bu sefere, Venedik Cumhuriyeti de deniz gücüyle katıldı. Bizans’a ge­lince kente giren Haçlılar, buradaki zenginlik karşısında şaşırdılar ve İs­tanbul’a el koydular. İstanbul baştan başa yağma edildi, yıkıldı. Bütün zen­ginliklerine el konuldu. İstanbul baş­kent olmak üzere bir Latin İmparator­luğu (1204-1261) kuruldu.

BESİNCİ HAÇLI SEFERİ (1217-1221)

Macar Kralı H. Andıas’ın yönetiminde, yapılan bu seferde, Kahire önlerine kadar gelen Haçlılar, Eyyubiler tara­fından büyük bir bozguna uğratıldılar.

ALTINCI HAÇLI SEFERİ (1228-1229)

Al­man Kralı III. Fıiedrich tarafından dü­zenlendi. Önemli bir olay olmadıysa da barışla Kudüs Hıristiyanlara bıra­kıldı.

YEDİNCİ HAÇLI SEFERİ (1248-1254)

Kudüs’ün Türkler tarafından geri alın­masına tepki olarak yapılan bu sefere, Fransa Kralı Saint Louis’in kardeşleri öncülük ettiler. Haçlılar deniz yolun­dan Mısır’a çıktılarsa da Mansure’deki savaşta büyük yenilgiye uğradılar, bo­zuldular.

SEKİZİNCİ HAÇLI SEFERİ (1270)

Müslü­manlara batıda darbe vurmak isteyen Fransa, 1270′te Tunus’a çıkarma yap­tıysa da kenti kuşattığı sırada Fransa Kralı Saint-Louis öldü. Böylece sefer sonuçsuz kaldı.

Haçlı Seferleri, birçok yönden önemli sonuçlar doğuran bir olaylar zinciridir. Bu savaşlar sonunda, Avrupa Hıristi­yanlığı, dünyayı daha değişik bir bi­çimde görmeyi öğrendi. Avrupa’nın iç yapısında önemli değişiklikler oldu. Küçük beylikler ve derebeylikler orta­dan kalktı; güç kralların elinde toplan­dı. Doğunun önemli ticaret merkezle­rini tanıma fırsatı bulan Avrupalılar, yoğun bir ticarete giriştiler. Kültürel yönde de büyük değişiklikler oluştu. Avrupa, İslâm uygarlığını yakından tanıma fırsatı buldu.

 

kaynak:Türkiye 1923-1973 Ansiklopedisi-1974 KAYNAK KİTAPLAR