halı dokuma hakkında bilgi



Halı Dokuma:

Halı tezgâhlarda ya da halıcılıkta sarma tezgâh adı verilen ge­lişmiş dikey tezgâhlarda dokunur Yatay tezgâhta ya da küçük parçaların dokun­masında ve dokumacılık eğitiminde kul­lanılan çerçeve tezgâh’ta da halı doku­nabilir.

Dokuma işlemine başlanmadan önce ilkin tezgâh kurulup hazırlanır ve halının kalitesi, türü ve boyutlarına göre çözgü ip­likleri gerilir. Çözgü ipliklerinin gerilmesi ve hazırlanması sırasında dokumaya geçtik­ten sonra olabilecek daralmanın da he­saplanması gerekir. Çö2gü gerdirilip ha­zırlandıktan sonra saçak payı bırakılıp il­kin çiti adı verilen ve halı dokumasının sökülmesini önlemek amacıyla saçak dip­lerine yapılan zincir biçimli dokuma yapı­lır. Çitiden sonra halının Toprakçılık da denen halı kilimi bölümünün yapılmasına geçilin 1-4 cm arasında dokunan halı kili­mi tamamlanınca ilmeli kısımların dokun­masına başlanır. Renkli ilme iplikleri küçük yumaklar haline getirilip dokumacının ko­layca erişebileceği bir yere ya da tezgâ­ha enlemesine yerleştirilen bir kalas üze­rine dizilir. Özel kareli kâğıtlara çizilen ha­lı deseni de dokumacının kolayca izleye­bileceği bir yere, genellikle çözgüler üzerine iliştirilir Desen çizmede kullanılan kâğıtlar her kalite için farklıdır. Bunların her karesi bir düğüm olarak kabul edilin Bu nedenle yapılacak halının kalitesi ve bo­yutlarına uygun kare sıklığında ve büyük­lükte kâğıt kullanmak gerekir. Göbekli ha­lıların dörtte birini, mihraplı halıların toyu­na yarısını, raporlu halılarda ise yinelenen bölümün desenini kareli kâğıda geçirmek yeterlidir. Bundan sonra renkler kâğıt üze­rinde boyanır. Boyanın altta kalan karele­rin sayılmasını engellemeyecek biçimde yapılmasına özen gösterilir. Halı deseni dokuyucuya kolaylık olması bakımından uygun yerlerinden kesilerek parçalar ha­linde de kullanılabilir. Bu desene göre do­kumaya başlayan dokuyucu ilkin yere bağdaş kurup aşağıdan yukarıya doğru çalışır. Halı ilerledikçe oturduğu yer yük­seltilir ve dokuması biten kısım alt leven­de sarılır ya da düz tezgâhlarda tezgâhın arka kısmına kaydırılır.

Halıcılıkta kullanı­lan düğümlerin başlıcaları Gördes ya da türk düğümü, sine ya da İran düğümü, hekim düğümü ve az kullanılan tek çöz­gü üzerine bağlanan düğümlerdir. Dü­ğümleme işlemi alt vargel aşağıdayken yapılır. Uygulanan düğüm biçimli ilmeler bir-sıra yapıldıktan sonra alt vargel yukarı sürülür. Kilim dokumasında olduğu gibi il­meleri sağlamlaştırmak için bir sıra atkı atılıp kirkitle yerleştirilir, vargel aşağı sürü­lüp ikinci bir atkı sırası yapıldıktan sonra ilme sırası kirkitle aynı hizaya gelecek bi­çimde yerleştirilir Halının iki yanındaki ke­nar örgüsü kısmına ilme atılmaz. Bu kısım ayrı bir yumakla örülür. Yumak asılı durur, ilme sırasıyla birlikte örülmeye devam edi­lir. Sıranın kirkitle düzeltilmesi bittikten son­ra iki el ile ilme uçları çekilerek aralarda kalmış serbest lifler toplanır. Bazen de sey­rek bir saç tarağıyla taranarak yatık lifler dikleştirilir. Çekinti’ler toplandıktan son­ra gerekli hav yüksekliğini verecek biçim­de ilmelerin uzun uçları ayarlı makasla ke­silir. İki ya da daha çok sıra dokunduktan sonra yapılan bu kesme işlemine kırkım, kestikten sonra yere dökülen kırpıntıya makas altı denir. Bundan sonra aynı iş­lemler desene göre yinelenerek diğer sı­ralar dokunur, tekrar kilim dokuması, çiti örgüsü yapılıp saçak payı bırakılarak çöz­gü kısmı kesilir ve halı tezgâhtan çıkarılır. Halı küçük boyutlarda çerçeve tezgâhlar­da da dokunabilir Bu durumda atkılar ta­rağın bir üst bir alt hareketiyle atılır.

Türkler’de halı.

Halının türk el sanatları içinde önemli bir yeri ve çok eski bir geç­mişi vardır. Halı dokumacılığının en önemli öğesi olan düğümleme tekniğiyle yapılmış ilk halı örneklerine Hunlar’da rastlanmak­tadır. Altay dağlarının eteklerindeki Pazirik höyüğünde bulunan ve III.-IV. yy.’lara tarihlenen halı parçaları ilk düğümlü halı parçalarıdır. Bir düz dokuma üzerine yün iplikleri düğümleyerek hopan adı verilen örtüleri (battaniye) elde eden Hunlar, son­raları bu işlemi dokuma sırasında gerçek­leştirme yolunu bulmuşlardır. Bu dönem­den ele geçen halı parçalarının küçük bo­yutlu ve çok tüylü oluşu, desenleri hak­kında bir fikir edinilmesine olanak verme­mektedir. Böylece ilk olarak Orta Asya’da yaşayan göçebe topluluklar arasında yay­gınlaşan düğümlü halı dokumacılığı, XI. yy.’dan başlayarak Selçuklular’ın Yakındo­ğu’ya yayılmaları sürecinde Anadolu’ya da girmiştir. Selçuklu halı dokumacılığının Anadolu’daki merkezleri, ticaret yolları üzerinde bulunmalarına koşut olarak ge­lişen Konya, Kayseri, Aksaray ve Si­vas’tır. En nitelikli selçuklu halıları bura­lardaki atölyelerde dokunmuştur. Ayrıca Uşak, Kula, Demirci, Gördes, Bergama, Milas çevresine yerleşen bazı türkmen oymakları da bu yörelerde halıcılığın ge­lişmesinde etkili olmuştur. Avnı dönemde

Orta Anadolu’da Lâdik, Kırşehir, Avanos (Nevşehir), Bor (Niğde), Maden, halı do­kumacılığının öteden beri sürdürüle geldiği yöreler olarak önem kazanmıştır,

kaynak:Büyük Larousse Ansiklopedisi-Milliyet Yayınları