inovasyon hakkında bilgi


Tüm dijital fotoğraf makinesi fırsatları için tıklayın !


inovasyon hakkında bilgi

İnovasyon Nedir?

En basit tanımıyla inovasyon, farklı, değişik, yeni fikirler geliştirmek ve bunları uygulamaktır. Bu fikirler, daha önce çözülmemiş sorunları çözmek veya daha önce karşılanmayan ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla geliştirilebilir. Ya da zaten var olan pek çok ürün ve hizmeti daha güzel, daha kullanışlı, daha çok insanın işine yarayacak hale getirmeyi amaçlayabilir. Bu fikirlerin hayata geçirilmesi ve ortaya ürün, hizmet veya iş yapış yöntemlerinin çıkarılmasıyla ve ardından bu ürün ve hizmetlerin satılmaya veya iş yapış yöntemlerinin uygulanmaya başlanmasıyla inovasyon yapılmış olur.

İnovasyon süreci, bilginin ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürülmesi olarak tanımlanır. Bu nedenle de teknik, ekonomik ve sosyal süreçlerin oluşturduğu bir bütündür. Bireylerde ve toplumda değişime olan istek, yeniliğe açıklık ve girişimcilik ruhuyla özdeşleşen bir kültür gerektirir.

İnovasyon Örnekleri

inovasyon hakkında bilgiinovasyon hakkında bilgiinovasyon hakkında bilgi


Bir firma, yıkandığında buruşmayan, dolayısıyla da ütü gerektirmeyen kumaş geliştirip, üretir ve satarsa inovasyon yapmış olur. Başka bir firmanın daha iri, bol ürün veren, hastalıklara dayanıklı domates üretmek için domates tohumlarını geliştirmesi de inovasyondur. Diğer bir firmanın, insan sağlığı için yararlı bir yağ olan Omega 3 içeren yumurtalar üretmesi ve bunları çocukların ilgisini çekecek ve onları yumurta yemeğe özendirecek şekilde güzel paketler içinde satması da bir inovasyondur. Ya da bir hastane, hastalarının tahlil sonuçlarını İnternet’ten görebilmelerini sağlıyorsa, o da inovasyon yapmış olur.

İnovasyon Neden Önemlidir?

Yukarıdaki örneklerde bahsettiğimiz, hasta tahlil sonuçlarını İnternet’ten veren hastane, buruşmayan kumaşı, verimli domates tohumlarını ve Omega 3’lü yumurtaları üretip satan firmalar diğer hastanelere ve firmalara göre rekabet avantajı kazanırlar. Yani bu tür hizmet ve ürünlerin alıcıları ve kullanıcıları, rakip konumdaki diğer hastanelerin ve firmaların yerine bu hastaneyi ve firmaları tercih ederler. Dolayısıyla bu hastane ve firmalar daha çok müşteri çeker; daha çok ürün satar ve daha büyük gelir elde ederler. Böylece daha hızlı büyürler; daha çok insana iş imkanı sağlarlar. Ürünlerini iç pazarda satmakla yetinmeyip ihraç da ederler. Bu da işlerini daha da büyütmeleri ve kendi ülkelerinin kalkınmasına ve gelişmesine büyük katkı sağlamaları anlamına gelir.

Bu nedenle, inovasyon yapan firmaların, hastanelerin, restoranların, marketlerin, otellerin, bankaların…vb. (yani işletmelerin) bulunduğu ülkelerde işsizlik azalır; kişilerin kazançları artar; herkes daha iyi şartlarda yaşamaya başlar. Bir ülkede ne kadar çok inovasyon yapan işletme varsa, o ülkenin insanlarının yaşam kalitesi ve refahı o kadar artar: İnsanlar çok daha iyi şartlarda yaşar; çok daha iyi hizmetlerden yararlanır ve çok daha yüksek gelirler elde ederler. Aynı zamanda ülkenin de rekabet gücü artar. Bunun anlamı ise, o ülkenin diğer ülkelere göre daha güçlü bir konuma yükselmesidir. Hepimizin arzusu ve isteği, herkesin daha iyi şartlarda yaşaması, ülkemizin ve toplumumuzun kalkınıp gelişmesi olduğuna göre, bize bu kapıları açacak anahtar inovasyondur.

Örnek: Finlandiya Başarısını İnovasyona Borçlu

Dünya Ekonomik Forumu’nun yaptığı rekabetçilik araştırmalarına göre son yılların rekabet gücü en yüksek ülkesi Finlandiya.

               Ülke, inovasyona yaptığı yatırımla, güçlü bir ekonomi ve yaşam seviyesi yüksek bir toplum yaratmayı başardı. Fin hükümeti, yaklaşık 20 yılı önce inovasyona büyük kaynaklar ayırmaya ve inovasyonu teşvik eden bir ortam yaratmaya başladı. Bu yatırımlar, ekonomik durgunluk dönemlerinde bile azalmadı. 1990’ların başında yaşanan ve işsizliği yüzde 20’lere tırmandıran krizin etkileri de bu sayede hızla atlatıldı. Krizden hemen sonra kapsamlı bir ulusal eğitim ve araştırma programı başlatıldı. Bu programın bir gereği olarak üniversiteler ve şirketler arasında güçlü bir ağ kuruldu. Böylelikle ormancılığa ve tarıma dayanan ekonomi, yerini hızla sanayiye dayalı ekonomiye, ardından da inovasyon ekonomisine bıraktı. 2000’li yıllarda, bilişim teknolojileri sektörü Finlandiya ekonomisinin itici gücü haline geldi.

Bunun yanında, metal ve mühendislik sektörleri ile orman ürünleri sanayiinde de inovasyona dayalı rekabetçilik devlet tarafından desteklenmeye devam etti. Sonuçta, 1985’lerde 10.470 Dolar olan kişi başına düşen milli gelir, 2004’de 29.000 Dolar’a ulaştı.

 İnovasyon Buluş mudur?
İnovasyon nasıl ki yenilenme sözcüğününü karşılayamayacağı bir anlam yükü taşıyorsa bir buluş gibi anlaşılmaması da gerekli. İnovasyonu buluştan ayıran en iyi örneklerden birisi Türk Teknoloji Vakfı tarafından verilmiştir (1). Aynen naklediyoruz. “SİNGER. Evet, tahmininizin aksine, Isaac SİNGER, dikiş makinasını icat eden ve dolayısıyla adını veren kişi değildir. Dikiş makinasını 1846 yılında, Boston’lu bir mucit Elias Howe icat etti. Ama, icadını inovasyona dönüştürmeyi beceremeyen Howe, hem icat ettiği makinaya adını verme hem de bundan milyarlarca dolar kazanma şansını kaybetti. Bu işi başaran Singer, dünyanın her tarafında dikiş makinası denince akla gelen marka ve isim oldu. Singer’in bunu nasıl yaptığı da sanayicilerimiz için önemli bir ipucu: Howe’un dikiş makinası için aldığı patentten yararlanarak. İnovasyon için patentler büyük ipuçları içerir ve sürekli yeni ürün ve üretim yönetim geliştirerek rekabet gücünü korumak hedefindeki girişimcilerin kendi alanlarındaki patentleri izlemeleri ve incelemeleri büyük yarar sağlar. İcatlar ve patentler inovasyon için büyük fırsatlar içerir ama girişimciden beklenen icat yapması değil, inovasyon yapmasıdır. Çünkü ancak o zaman pazar payını ve karlılığını artırıp rekabet gücünü yükseltebilir”

Araştırmalar ve inovasyon !
Türkiye’de üniversitelerin araştırma anlayışı, ağırlıklı olarak, yükseltme ölçütlerinde kullanılmak ve sadece dosyaya koymak üzere yapılan yayıncılığa indekslidir. Sistem bunu talep etmektedir. Amaç bir araştırmayı yapıp bundan sonuçlar çıkartarak toplum yararına bir şeyler elde etmeye çok az yakındır. Bu nedenle yakın zamanlarda Science sitasyon indeksteki sıramızın 45. likten. 25 liğe inmesinin prestij dışında ne geirdiği sorulmakta ve haklı olarak somut bir yanıt istenmektedir. Kamu kaynaklarının kamuya yarar sağlamayan bir şekilde “dosya yayınlarına” harcanmasındaki toplumsal yararın ne olduğu, hala bu sistemi savunanlar tarafından tatmin edici şekilde açıklanamamaktadır. Bu durum Türkiye’nin inovasyon çabaları ile de oldukça önemli bir ters örtüşüm içindedir. Dosyaya yapılan yayın inovasyon felsefesine temelden aykırıdır. İnovasyon üzerinde çalışan TUBİTAK, TTGV gibi kuruluşlar bu nokta üzerinde mutlaka düşünmelidir.

Eğitimde inovasyon olur mu?
İnovasyonu yenilenme gibi algılayacak olursak elbet eğitimde de inovasyon olacaktır diye düşünülebilir. Ancak OECD’nin temel tanımından harek ederek, amacın, yapılan yenilenmelerin, buluşların ticari yarara dönüşmesi ve pazarlanması söz konusu olacağı için eğitimde inovasyon değil yenilenme veya reformdan bahsetmek daha doğru olacaktır. Bugun batı ülkelerinde eğitimde inovasyondan söz edilmektedir. Ancak ulusal koşullarımız düşünüldüğünde “ticari yarara dönüşmesi ve pazarlanması” şeklinde nitelenen bir eğitim yaklaşımı doğru değildir. Madem ki inovasyon ulusal özellikleri gözetmek zorunda bizim bu konudaki anlayışımız da ulusal inovasyon süreçlerimize katkıda bulunacak şekilde toplumsal yarara yönelik bir eğitim yenilenmesi, reformu olmalıdır. Eğer eğitimde inovasyon sözcüğü kullanılacaksa da kesinlikle bu anlamda kullanılmalıdır.

Eğitimde yenilenme\reform olmadan inovasyon mümkün mü?
Yaratıcılık ve özgüvene dayanmayan, yetersiz ve baskıcı eğitim sisteminde kökten değişiklik yapılmadan ulusal inovasyonun gerektirdiği beyin takımını yetiştirmek bir düş. İnovasyon yaklaşımını bu yönüyle düşündüğümüzde acaba yine ıskalamak üzeremiyiz sorusu insanın aklın takılıyor? Biz inovasyonu yoksa başka bir şey mi zannediyoruz? Ve biz inovasyonu eğitim temeli olmayan bir yapıda kuracağımız sanarak yine çağın gerisine mi düşeceğiz? Eğtimde yenilenmeye biraz yakın eğilelim.
Eğitimde çağdaş yaklaşımlar büyük yeniliklerle geliyor. Öğretmenin rolü eskisi gibi değil. Öğrenciden beklenen de sınıfta oturup yüklenen bilgiyi toplamaya çalışan değil.

1- Düşünen.
2- Bilgi alışverişinde bulunan.
3- Fikir üreten.
4- Yaratan.
5- Kendine güvenen.
6- Çevresiyle ilişki kurabilen.
7- Takım anlayışına yatkın.
8- Tüm enformasyon teknolojilerini kullanmaya yatkın ve bunları kullanabilecek becerilerle donatılmış.
9- Yabancı dil bilen ( ki geleceğin AB de hedef 2 yabancı dil) kişiler yaratmak.

Ulusal inovasyon planları yaparken eğitimi de yenilenme içine çekmezsek, inovasyona tepede başlamaya kalkarsak bundan 10-15 yıl sonra yine başınmızı taşlara vurmamız işten bile değil. İnovasyon çalışmalarına baktığımızda bu konuda BTYK ve TUBİTAK gibi kurumların başı çektiğini görmekteyiz. İlk bakışta elbet böyle olmalı gibi geliyor. Acaba? Peki eğitimde reform? Nerede Ulusal Eğitim Bakanlığı? Nerede yükek öğretim kurulu?

Avrupa Birliği elektronik avrupa (eAvrupa) planlarını hazırladı bile. Hedeflenen; her eve, her okula, her kuruluşa internet bağlantısı. İkinci dünya savaşında bu yana en büyük ekonomik kriz ve ikinci büyük çöküş yaşayan bir ülke insanı olarak masal gibi geliyor değil mi.?

İnovasyon çalışmalarında gerçekçi olmamız gerekiyor. Toplumsal yarara dönecek olan bir yenilenme planı ülkemiz için zorunludur. Buna karşı çıkılamaz. Ancak, ayağımızı yere sağlam basmak, ulusal gelir düzeyi topu topu 2000 dolar civarında olan yoksul bir ülke olduğumuzu unutmadan, ulusal inovasyon stratejimizde gözümüzü eğitimde reformuna doğru biraz daha fazla çevirmemiz dileğiyle.

İnovasyon Süreci

İnovasyon; yeni fikirleri (ürün, metot veya hizmet gibi) değer yaratan çıktılara dönüştürme sürecidir. Bu süreç iki temel basamaktan oluşur. İnovasyon sürecini başlatması bakımından önem arz eden ilk basamak; yeni ve yaratıcı fikirlerin ortaya çıkmasıdır. Emek ve yatırım gerektiren ikinci basamak ise ortaya çıkartılan yeni ve yaratıcı fikirlerin ticarileştirilmesi, başka bir deyişle katma değer yaratan ürün, metod veya hizmetlere dönüştürülmesidir.

İnovasyon Türleri

  • Ürün inovasyonu, yeni veya özellikleri ya da kullanım amaçları açısından önemli ölçüde geliştirilmiş/iyileştirilmiş bir mal veya hizmetin pazara sunulmasıdır. Bu, teknik özelliklerde, parçalarda ve malzemelerde, yerleşik yazılımda, kullanım kolaylığında veya diğer işlevsel özelliklerde önemli iyileştirmeleri/geliştirmeleri içerir.”
  • Süreç inovasyonu, yeni veya önemli ölçüde geliştirilmiş/iyileştirilmiş üretim ya da dağıtım yöntemininin uygulanmasıdır. Bu, tekniklerde, ekipmanda ve/veya yazılımda önemli değişiklikleri içerir.”
  • Pazarlama inovasyonu, ürün tasarımında veya paketinde, ürün yerleştirmede, ürün promosyonunda ya da fiyatlandırmasında önemli değişiklikler içeren yeni bir pazarlama yönteminin uygulanmasıdır.”

Organizasyonel inovasyon, firmanın iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerinde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.”