Şeyhi ve Harname Hakkında Bilgi


Tüm dijital fotoğraf makinesi fırsatları için tıklayın !


Şeyhi ve Harname Hakkında Bilgi

 

ŞEYHİ’NİN HAYATI

Divan şairi (Kütahya 1371 ?- ay.y. 1431).

Asıl adı: Yusuf Sinanettitı. Öğrenimine Kütahya’da başladı, ünlü şair Ammedi’den (1334-1413) ve döneminin bilginlerinden dersler aldı, İran’da tasavvuf, hikmet (felsefe) ve zamanın tıp öğreniminden geçti, Hacı Bayram Veli’ye (1352-1429) bağlandı­ğı için Şeyhî mahlasını seçti. Germiyan Beyi II. Yakup’un özel hekimi ol­du, bir seferde hastalanan Çelebi Meh­met’in bakımını üstlendi (1415), eme­ğine karşılık olarak verilen tımar yü­zünden başı derde girince durumunu padişaha iletebilmek için ünlü Harnâme mesnevisini yazdı. Yeni padişah II. Murat’ın Edirne’deki sarayında da görev aldı, hükümdarın isteğiyle başla­dığı Hüsrev ü Şirin mesnevisinin yal­nızca 6.400 beyitini yazabildi. Divanı divan edebiyatının ilk ve en kurallı örneği; kendisi de ilk büyük divan şairi sayılır.

 

Şeyhi ve Harname Hakkında Bilgi

HARNAME HAKKINDA BİLGİ

Harname, Şeyhi’nin, toplumsal eşitlik düşüncesini işleyen, yergi yollu 126 beyitlik mesnevisidir (1415).

Çelebi Sultan Meh­met’e sunuldu. Bir söylentiye göre Şeyhi, padişahın Karaman seferi sırasında has­talığını tedavi etmiş, ödül olarak Tokuzlar köyü kendisine tımar olarak verilmişti. Kö­ye giderken yolda tımarın eski sahipleri ta­rafından dövüldü vş Harname’yi bu ne­denle yazdı.

“Dirlik umdukça zahmet gör­düğünü,düzen istedikçe mihnet bulduğu­nu” söyleyen şairin, kendi durumuna benzeterek anlattığı hikâyeye göre, yük çekmekten şikâyetçi, sırtına bir sinek kon­sa yorulan, zayıf ve hasta bir eşeği sahibi otlağa salar. Eşek orada semiz öküzler gö­rür. Ağzında yular, sırtında palan taşıma­yan öküzlerin boynuzlarına hayran olur. Kendi durumunu düşünür, niçin bu du­rumda kaldığını kendinden daha akıllı ve yaşlı bir eşeğe sorar. O da öküzün rızk ne­deni ile yaratıldığını, gece gündüz arpa, buğday işlediğini, tahılın oluşmasına yar­dımcı olduğunu, bundan ötürü de semirdiğini söyler. Eşeklerin işinin ancak odun taşımak olduğunu, bu yüzden zayıf kaldık­larını anlatır.

Eşek arpa, buğday işleyip ra­hata kavuşmayı düşlerken yolda yeşermiş bir tarla görür. Tarlaya girip ekini yer biti­rir ve anırmaya başlar. Sonunda tarla sa­hibi eşeği döver, kuyruk ve kulaklarını ke­ser. Harname’nin konusunun arapça bir atasözü ile Heratlı Emir Hüseyin’in Zad ül -müsafirin adlı yapıtındaki küçük bir hikâ­yeden alınmış olduğu ileri sürülmektedir.

 

kaynak:Alfabetik Okul Ansiklopedisi -GÖRSEL YAYINLAR 1998,Büyük Larousse Ansiklopedisi-Milliyet Yayınları